Kıymetli Dostlar,
“Siyer Dergisi olarak gaye-i hayalimiz; temelleri Asr-ı Saâdet’te atılmış, Kur’ân’ın potasında yoğrulmuş, üsve-i hasene makamı gereği tüm zamanların ve zeminlerin tartışmasız rehberi olan Efendimiz’in (sas) ve O’nun güzîde ashâbının örnek yaşamlarını hayatlarımıza taşıma yolunda bir vesile olabilmektir…”
Bundan tam dokuz sene önce, Ocak 2017’de, “Siyer’in Temel Kaynağı Kur’ân-ı Kerîm” başlıklı ilk sayımıza bu sözlerle başlamıştık. Rabb’imize binlerce hamd ü senâlar olsun ki 300’ü aşkın değerli kalemin yazıları ve 80’e aşkın söyleşi ile bugün elinizde tuttuğunuz “Sirâcen Münîr” başlıklı 39. ve son sayımıza kavuşmuş bulunmaktayız.
Siyer Dergisi olarak, çoğu zaman dar bir çerçeveye sıkıştırılan siyer kavramını; hem içerik hem de kapsam bakımından günümüze hitap eden bir formatta ele almaya gayret ettik. Teşbihte hata olmasın; “Klasik Câhiliye”nin karanlıklarını aydınlatan Asr-ı Saâdet güneşini, günümüzün “Modern Câhiliye” karanlığı karşısında, çağın idrakine uygun bir usûl ile -özünden taviz vermeden- yeniden modellemeye ve örnek almaya çalıştık.
Her sayı için belirlediğimiz dosya konularında nebevî bir ufkun izlerini aradık. Dergimizin serlevhasında ifade ettiğimiz gibi, “Nebevî şuurdan medeniyet inşasına!…” dair hakikatli bir yol bulmaya niyet ettik. Yeri geldi Kur’ân, sünnet ve fıkıh; yeri geldi tarih, tefekkür ve medeniyet dedik. Moderniteyi, postmoderniteyi ve posthümanizmin insanlığı sürüklediği noktayı sorguladık. Depremleri ve pandemiyi birer “hadisât âyeti” gibi okumaya çalışırken; Filistin ve Doğu Türkistan gibi ümmetin kanayan coğrafyalarını daima gündemimizde tuttuk. Eğitimden sağlığa, bilimden sanata kadar her alanda umut ve sorumluluk bilinciyle dosyalar hazırladık. Kısacası bu 39 sayının her biri; insanlığın ortak dertlerine temas etmeyi ve nebevî eczaneden dermanlar bulmayı hedefledi.
Gönül isterdi ki bu yolculuk daha nice on yıllar boyu devam etsin. Lâkin değişen ve neredeyse iğneden ipliğe her şeye tesir eden sosyo-ekonomik şartlar ile dijital dünyanın baş döndürücü dönüşümü, üç ayda bir yayımlanan bir dergi için bu sürecin sürdürülebilirliğini maalesef mümkün kılmamıştır. Ancak şunu özellikle ifade etmek isteriz: Her ne kadar artık matbu ve dijital olarak yeni sayılarla huzurlarınızda olmayacak olsak da neredeyse bir kütüphane hacmindeki bu kıymetli müktesebat ve arşiv, www.siyerdergisi.com adresinde siz değerli okurlarımızın erişimine her daim açık olacaktır.
Bu vesileyle, “Sirâcen Münîr/Aydınlatan Kandil” başlıklı bu son sayımıza; söyleşileriyle zenginlik ve derinlik katan Muhammed Emin Yıldırım ve Muhammed Sallâbî hocalarımıza; dosya yazılarıyla sayımızı “aydınlatan” Abdulaziz Tantik, Ahmet Mercan, Bayram Çınar, Damla Mıdıç, Ferhat Karadaş, Hayrunnisa Nur Doğan, Kasım Küçükalp, Mehmet Kaman, Muhammed Enes Kala, Mustafa Alıcı, Ömer Çelik, Ömer Sabuncu, Recep Songül, Sami Şener, Şura Tosun, Ümit Aktaş ve Yakup Akyürek’e; disiplinler bölümünde düşünce ufkumuzu besleyen Mikail Çolak, Abdulhamit Güler ve Ferhat Ünal’a; genç kalemlerimiz Rümeysa Döğer Bozdoğan ve Selcan Çakar’a emekleri için en içten şükranlarımızı sunuyoruz.
Neredeyse on yıllık bu yolculukta, her sayımızda yazılarıyla yanımızda olan ve bir yayın kurulu üyesi hassasiyetiyle rehberlik eden Muhammed Emin Yıldırım hocamıza; dergimizin hâmisi/ev sahibi Siyer Yayınları Genel Yayın Müdürü Ömür Yıldırım başta olmak üzere, basım ve yayımda emeği geçen tüm kardeşlerimize minnettarız.
Dergimizin omurgasını oluşturan; heyecanlarını ve özgün analizlerini her sayıya ilk günkü tazelikle yansıtan değerli yayın kurulu üyelerimiz Abdulaziz Tantik, Ahmet Mercan, Mikail Çolak, Temel Hazıroğlu ve geçtiğimiz sayılarımızda yayın kurulumuzda yer alan Ahmet Yusuf, Mahmut Bıyıklı, Yavuz Selim Kurt, Yunus Emre Tozal,’a katkıları için ne kadar teşekkür etsek azdır. Son olarak; dergicilik gibi meşakkatli bir yolculuğu büyük bir disiplinle bugüne taşıyan, hem içerikte hem tasarımda büyük emeği bulunan Yayın Kurulu Başkanımız Mehmet Kaman abimize ve Genel Yayın Yönetmenimiz Ensar Sözgen kardeşimize yoldaşlıkları için gönülden müteşekkiriz.
Ramazan’a adım adım yaklaştığımız bu mübarek günlerde niyazımız odur ki Siyer Dergisi, katkı sunan herkes için amel defterlerine yazılmış bâkî bir hayır ve sadaka-i câriye olsun.
Bizler için bu bir veda değil; geride bırakılan güzel bir hatıra, dualarla emanet edilmiş bir mirastır…
Selâm ve dua ile…
