Menü
Hayrunnisa Duran
Hayrunnisa Duran
Annelerimizle Aydınlanalım
Şubat 14, 2026
Yazarın Tüm Yazıları

Gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren bir aydınlık sarar çevremizi ve bizler bu aydınlık sayesinde etrafımızı görmeye başlarız. Bu aydınlığın müsebbibi insanın hayatı boyunca sahip olabileceği en değerli varlıklardan biri olan annedir. Bizler etrafı görebilmek için bu ışığa ihtiyaç duyarız. Bu ışıkla hayatımıza yön verir ve yol alırız. Annelerimizin ışığı olmazsa kaybolur karanlıklarda kalırız.

Elbet karanlıkta da yürüyebilir insan ama zorlanır tökezler düşer ve kalkmak için yardım almadan ilerler. Tüm bunları anne ışığından mahrum kaldığı için yaşar ve bu ışığı bulmadığı müddetçe bu böyle devam eder.

Hayatımızda ilk örnekliği annelerimizden alırız. Onlardan görerek bir şeyler öğreniriz önce en temel olan ihtiyaçlarımızı yemek içmek sevmek sevilmek gibi. Maddi ihtiyaçlarımız kadar manevi ihtiyaçlarımızı da elzemdir. Ruh beslenmezse midenin dolu olması da anlamsızlaşır. Mana olmazsa madde de anlam kaybeder. Görürsün dokunursun ama hissedemezsin.

Bu sebeple bir anne insanın hayatında maddi ihtiyaçları karşılamaktan çok daha fazlasıdır. Bir anneye yalnızca fiziki ihtiyaçları gideren bir kisi gözüyle bakmak anne kelimesinin mahiyetini tam anlamıyla idrak edememek demektir. Bir anne bir çocuğun hem maddi ihtiyaçlarını giderir hem de manevi olarak ihtiyacı olan her şeyle ilgili hayat yolculuğunda bir ışık görevi görür. İnsan kendi imkanlarıyla her şeyi yapabilir gibi görünebilir ama anne ışığı olmadan ya eksik ilerler ya da ilerlemiş olan eksilir. Bu yüzden bizler bu ışığa hayatımız boyunca her an ve zamanda muhtaç olmuşuzdur. Bu ışık her zaman öz annemiz tarafından karşılanmıyor olabilir. Veya sonradan öz annemizden mahrum kalmış da olabiliriz. Böyle durumlarda anne yerine koyduğumuz manevi annelerimiz de bizleri aydınlatabilir. Onlar biyolojik olarak annemiz olmasa da bize yol yordam öğrettiği bir örneklik teşkil etmeleri ile bizlere anne olabilirler.  Bu yüzden kişi doğurmadan da dokunmadan da görmeden de anne olabilir. Hatta bu annelik şayet Rabb’imiz tarafından tayin edilmişse öz anneden de kıymetlidir.

“O Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha yakındır; onun hanımları da mü’minlerin anneleridir.” (Ahzâb, 33/6)

Rabb’imiz bu âyetle hiçbir şekilde kan bağımız bulunmasa dahi Peygamber Efendimiz’in (sas) eşlerini bizlere belki de bir insanın sahip olabileceği en yakın kişilerden biri olan anne kılmıştır. Allahu Teâlâ bu benzetme ile onları yakinen örnek almamız gerektiğini vurgular. Bizler için ışık bulmuş gibi tünelin ucuna doğru yürümemizi ve o ışık sayesinde tüneldeki yolun kolaylaşmasını niyaz eder.

Anne Olmasa da Anne Olanlar

Anne kavramının sadece fizyolojik bir şey olarak kalmadığını yalnızca bu anlam ithaf edilirse kelimenin mahiyetinin yeterince idrak edilemeyeceğini beyan ettik. Bu durumun en güzel örnekleri Resûlullah’ın (sas) eşleri olan annelerimizdir. Onlar Kur’ân’ın deyimiyle sirâc-ı münir olan Efendimiz’in (sas) hanımları olmuşlar. Bu özellikleriyle kendileri de birer sirâc olmuşlardır. Bir mum çevresindeki mumları aydınlatmış bizlere diğer mumları da örnek alarak hayatımızı aydınlık kılmak kalmıştır.

Bu eşler arasında anneliği fizyolojik olarak bu dünya da hiç yaşamamış olması hasebiyle Hz. Âişe Hz. Hafsa gibi annelerimiz bilhassa özel bir konuma sahiptir. Kadınlar fıtrat üzere anne kodlarına sahip olarak doğmalarına rağmen gerçekten anne olmanın ne kadar zahmet ve emek gerektirdiğini kendi tecrübeleriyle tayin etmiş olan annelerin sıkça kullandıkları bir tabir vardır. “Anne olunca anlarsın!”

Hz. Âişe ve Hz. Hafsa gibi annelerimiz anneliği hiç tatmadan biyolojik olarak anne olmadan anlayanlardandır. Fıtratlarında yer alan kodu en iyi şekilde okumuş ve hayatlarına işlemişlerdir.  Binaenaleyh anne olmadan da anne olunabileceğinin en büyük örneklerinden olmuşlardır. Keza Resûlullah’ın (sas) “annemden sonra annem” dediği Fâtıma bint Esed’i kendisine anne olarak görmüştür. Fâtıma bint Esed kendi çocukları olmasına rağmen Efendimiz’e annelik etmiş kendi çocuğu olduğu halde başka bir çocuğa annelik edebilmenin örnekliğini vermiştir.

Bu örnekliğe baktığımızda efendimize temas etmiş hanesinde büyütmüş bir anne görülür. Bizler ise maddi olarak hiçbir temasta bulunmadığımız görmediğimiz dokunmadığımız annelerimizi seviyor ve örnek alıyoruz. Nasıl ki Resûlullah’ı örnek alıyorsak ve yangınımızdaymış gibi amel ediyorsak annelerimizin de ruhunu hissetmeli ve örnek almalı onların 1400 sene evvelden gelen baki ışıklarına tutunarak yol tutmalıyız. Bu nurun yansımasıyla yolumuzu aydınlatmalıyız.

Annelerimizle Nasıl Aydınlanalım?

Elbette onları sevmek ve örnek alıyorum demek ancak onları tanımaktan geçer. Her şey de olduğu gibi sevmek v örnek alabilmek için tanımak şarttır. Nasıl Allah’ı ve Resûlü’nü tanıdıkça daha çok seviyor ve itaat ediyorsak annelerimizin de tanıdıkça sevecek. Ve örnek alacağız. Onların hayatını okuyacak hayatlarından kendi hayatımıza paye çıkaracak ve bizlere sundukları aydınlıkla yol alacağız.

Annelerimizin Ashabı Aydınlatması

Annelerimizin bizlere sunduğu ve kıyamete kadar sunmaya devam edeceği örneklik sahabe zamanında fiili olarak da gerçekleşiyordu. Annelerimiz farklı zaman ve alanlarda sahabeye örnek oluyor onlara yol gösteriyorlardı. Bilhassa hanımlarla ilgili mahrem konular annelerimiz sayesinde çok daha kolay bir şekilde anlaşılır oluyordu.

Annelerimiz bizlere hadis rivayet etme hususunda da Resûlullah’a (sas) en yakın kimselerden olmaları hasebiyle önemli bir konuma sahiptirler. Özellikle Hz. Âişe hem bir insan hem bir kız hem de bir eş olarak örneklik teşkil etmiştir. Rivayet ettiği hadislerle en çok hadis rivayet eden ve muksirun diye anılan beş isim arasında yer almıştır. Ayriyeten sahabenin naklettiği hadisleri de yeri geldiğinde bir hatası varsa “Allah Resûlü öyle demedi” diyerek düzeltmiş eksikleri varsa şayet onları tamamlamıştır.

Ebû Hureyre’den gelen bir rivayette Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:

“Bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu.” (Buhârî, “Cihad” 47) Bir rivayete göre Ebû Hureyre’nin böyle bir şey söylediğini işiten Hz. Âişe Hz. Peygamber’in (sas) “Yahudilerin böyle düşündüklerini” söylediğini, Ebû Hureyre’nin sonradan geldiği için bu konuşmanın ilk cümlelerini duymadığını belirtmiş ve bu bilginin yanlış olduğuna dikkat çekmiştir. (İbn Hacer, 6/61)

Başka bir rivayette Hz. Âişe: “Peygamberimiz’in câhiliye devrinde bu üç şeyde uğursuzluk olduğunu belirtmişti, Ebû Hureyre bunu duymadığı için yanlış anlamıştı.” demiştir. (İbn Hanbel, 6/150, 240)

Hz. Âişe annemizin Ashâb-ı Kiram’dan gelen rivayetlere müdahale etmesi hakkında yazılmış birçok eser vardır. Bunlardan en bilinenlerinden biri ise Zerkeşi’nin el-İcabe adlı eseridir. Hz. Âişe annemiz bu gibi birçok özelliğiyle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları arasında bilhassa ilim konusunda temayüz etmiş ve birçok talebe yetiştirmiştir. Allah ondan razı olsun.

Ashâb-ı Kiram Resûlullah’ı (sas) tanımak amaçlı sorular sorardı; Sâ’d (ra) Medine’ye gelmişken Hz. Âişe’yi ziyaret etmek ve ona zihnindeki bazı sualleri sormak istedi. Âişe annemize gece namazı ve vitir namazı hakkında da sorular sormuş olan Sa’d ona ilk olarak:

– Ey Mü’minlerin annesi! Bana Resûlullah’ın (sas) ahlâkını (yaşayışını) anlat, dedi. Hz. Âişe annemiz:

– Sen Kur’ân’ı okuyorsun değil mi? Diye sorunca Sa’d:

– Evet, okuyorum, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Âişe yukarıdaki sözü söyleyerek:

– Nebiyy-i Muhterem’in (sas) ahlâkı Kur’ân idi, dedi.

Annelerimiz ilk önce kendi dönemlerinde yaşayan Ashâb-ı Kiram’a ardından kıyamete kadar gelecek olan tüm ümmete her yönden annelik örnekliği vererek bir nur olmuşlardır. Hz. Hatice annemiz imanın ilk olarak insan da bıraktığı etki noktasında gösterdiği teslimiyetle ve ilerleyen dönemlerde yaşanılan sıkıntıların her birine sabretmesiyle, Hz. Âişe annemiz ilmiyle, Hz. Hafsa annemiz ibadetleriyle takvasıyla Hz. Zeyneb annemiz cömertliğiyle ve diğer annelerimiz de başka başka konularda olan özellikleriyle temayüz etmiş bizlere örnek olmuşlardır. Allah hepsinden razı olsun.

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
DOSYA
İki Kıyı Arasında...
Mehmet Kaman
Aydınlık Neslin Yol Haritası
Damla Mıdış
Annelerimizle Aydınlanalım
Hayrunnisa Duran
Cennetin Hasretiyle Yanan Kandiller
Şura Tosun
Umudu Filizlendirmek
Sinan Özyurt
RÖPÖRTAJLAR
Kur’ân’a, sünnete ve nebevî terbiyeye dönüş her dö...
Muhammed es-Sallâbî
Sirâcen Münîr; kendi karanlığını aydınlatarak başk...
Muhammed Emin Yıldırım
“Gönüllere dokunan davet, umudun ete, kemiğe bürün...
Mustafa Karaca
“Hakikat algısının aşınmasıyla çürüyen insan ve ...
Ahmet Mercan
“Reform edilmesi gereken bir şey varsa o da modern...
Recep Şentürk
SİRET-İ İNSAN
Savaşın Çocukları
Bahriye Kaman
Toplumun Kurucu Hücresi Olan Ailede Örneklik Vasfı...
Bahriye Kaman
Lider, Önder, Rehber!
Bahriye Kaman
Göçebe Ruhu
Bahriye Kaman
Nitelikler ve Roller
Bahriye Kaman
SİNEMA
Önce Karartma Sonra Aydınlanma: Sinema Ama Nasıl?...
Abdülhamit Güler
Sinema, İnsanoğlunun En Eski Umut Taşıma Aracıdır...
Abdülhamit Güler
Değişemeyen mi çürür, çürümek mi değişimdir?...
Abdülhamit Güler
Sinema Sanat Olmasaydı, Çoktan Bitmişti......
Abdülhamit Güler
Doğu Türkistan, Filistin ve Diğerleri: Sinemada Ek...
Abdülhamit Güler
GEZİ-YORUM
İslâm Rönesansı'nın Gözbebeği: Özbekistan...
Mikail Çolak
Turks ve Caicos Adaları
Mikail Çolak
Bir Mabedler Şehridir Ankara
Mikail Çolak
Doğunun Tüm Yolları Erzurum'dan Geçer...
Mikail Çolak
Mağrur Bir Tarih Ribatı Gibi Dimdik Ayaktadır Kâşg...
Mikail Çolak
SAHABİ BİYOGRAFİSİ
Dizleri Toprakla Buluşturan Acı: Hamne Bint Cahş...
Rumeysa Döğer
İyiye Talib Olmayı Öğreten Ümmü Büceyd...
Rumeysa Döğer
Dost Saliha Olandır
Rumeysa Döğer
Ya Hanzala Münafık Olmuş Olsaydı?...
Rumeysa Döğer
Leyla “A” dır
Rumeysa Döğer
NEBEVİ VARİSLER
İbn Haldun: Tecrübe ve Hikmet Derinliklerine Yolc...
Selcan Çakar
Abdülfettâh Ebû Gudde (1917–1997): Bir İlim ve Ahl...
Nazlı Çakar
Yahya İbrahim Hasan Sinvar: Filistin Davasının Bir...
Selcan Çakar
Ubey b. Kâ'b: Allah’ın Seçtiği Muallim...
Damla Mıdış
Ümmü Seleme
Hayrunnisa Duran
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x