Menü

Dijital çağ, sağ elin verdiğini sol elin görmemesi geleneğini yeniden yorumlamamızı sağladı. Artık hayır hasenatın gizliden yapılma imkânının neredeyse imkânsız olduğu bir dönem de yaşıyoruz. EFT’ler, bağış makbuzları zorunluluğu, IBAN üzerinden pratik gönderimler, pos cihazlarıyla çekimler vb. bağış kanallarını kısmi olarak alenileştiriyor.

Reklam sektörünün oluşturduğu dünya çağındaki astronomik rakamlara ulaşan pasta payı, ister istemez hayır hasenat kanallarına da bulaşmış durumda. Hayır kapılarını zorlamanın yollarından birinin, insanların gözünün önüne bu kapıları getirme gerekliliği yeni bir paradoksu da beraberinde getiriyor. Hem hayır kanallarını insanlara medya yoluyla göstereceğiz hem de hasenatın gizliliği hususunda dikkatli olacağız. Bu paradoksu aşmanın yolu da yeni bir duruş ve anlayış geliştirmekten geçiyor.

Göster ama hayrın ruhunu incitme diyebileceğimiz bu yeni anlayışın hayrın yaygınlaştırılmasına hizmet etmesi temenniden öteye geçmeyip uygulamaya da geçebilmelidir.

Hayır/hasenatın sosyal medyada, basın ve yayında, reklam ve ilan ortamlarında duyurulması ile ilgili önyargılarımızdan da kurtulmamız gerekiyor. Dijital dünya ile barışmamız, sosyal medyayı stabil görmemiz hayrın ve hayır kapılarının bağışlarının ruhunu yakalama fırsatına sebep olabilir mi?

Yardıma muhtaç insanları, coğrafyaları, iklimleri orada yaşanan trajedileri, insanlık dramlarını ekranlara taşımak betonlaşmış ruhlarda yeni bir merhametin filizlenmesi için belki de gereklidir. Ya da hayır ve hasenatın ruhunu inciten bir yaklaşım. Bu ekranınıza yansıyan manzaraya hangi ruh haliyle ve inancınızın hangi boyutlarından baktığınızla ilgili bir durumdur.

Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek, hayır gizli yapılır alenî hayır mı olur deyip ekrana, sosyal medyaya, dijital dünyaya sırt döndüğümüz anda hakkın istediği hayrı halka takdim etmiş mi oluruz yoksa hayır ve hasenatın bağış konusunda kendini güncelleyememiş mümin konumuna mı düşeriz? Doğrusu üzerinde düşünmeye değer bir durum.

Kurumlar, STK’lar ve bağış yapan hayırseverler olarak ajite etme, duygusal sömürü yapma, vicdanları abartılı bir şekilde kanatma ile olan durumu samimiyetle yorumsuz ekranlara, ortamlara, platformlara taşımak arasındaki ince çizgide imtihan oluyoruz. Hayr yarışımızda yalnız kalmamak için bu imtihanı sağlam vermemiz elzem. Sadece ülkemizde değil gönül coğrafyamızdaki mazlum, mağdur ve yardıma muhtaç insanları kucaklayabilmemiz için de bu imtihanı başarmak zorundayız.

Vakıflarımız, derneklerimiz hayır kurumlarımız yüzyılların bizlere emaneti olan vakıf ruhu ve bilincini hiçbir zaman kaybetmeden, hayır kanallarını güncelleyebilmeliler. Makul bir seyirde hayır çeşidini artırmanın yollarını aramalılar. Niyet, samimiyet ve hakka teslimiyet sabit kalmak kaydıyla, çağın hayır ve hasenat kapıları için sunduğu güncel hayır imkânları yine hayra muhtaç insanlara ulaştırılabilmeli.

Âhirete uzanan kutlu yolun kaldırımlarını süsleyen her bir hayır ve hasenat taşı bizim lehimize şahitlik.

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x