Menü
Abdülaziz Tantik
Abdülaziz Tantik
Editörden 21. Sayı
Ocak 16, 2024
Yazarın Tüm Yazıları

Kıymetli dostlar!
İnsanın dünya serüvenini ve bu serüven üzerine etkisini anlamak ve anlamlandırmanın yolu ve yöntemi insanın bütün boyutluluğu içinde anlaşılmasına ve anlamlandırılmasına bağlıdır. İnsanı kendi boyutluluğu içinde anlamak ve anlamlandırmanın zemini ise insanın hem ontolojik varlığı ve hem de epistemik varlığını doğru konumlandırabilmekten geçer. Ontik varlığı Yaratıcı Kudret olan Allah’ın onu yaratması ve ona yüklediği misyon ile betimleme imkânı kazanır. Epistemik varlığı ise hem aklı, duyuları ve hem de sezgisel boyutunu harekete geçirecek enstrümanlara yönelik ilgi ve istidadı belirgin kılar.
İnsan tabii ki şartlar muvacehesinde varlık kazanır. Bu varlık kazanma şartların oluşturduğu zemin içinde kendi varlığını ikame etmesidir. Şartların bağlı olduğu yasalar ve bu yasaların yapısı ve bağlayıcılığı ise insanın kendisini şartlar içinde var etmenin imkânlarını ve yöntemini öne çıkartır. Bu durum bize insanın çok yönlü eğilimini, gücünü, istidadını ve uyum kabiliyeti kadar, inşa edici vasatını da işaret eder.
İnsan etkileşim içinde var olmaktadır. Bu etkileşimi meydana getiren unsurlar insanın şekillenmesinde amildirler. Ancak insan, bu unsurları kendi iradesi bağlamında yeniden tanımlama ve yeniden şekillendirme gücüne de sahiptir. Bu yüzden yaşam dediğimiz olgu insanın müdahil oluşu ile sürekli değişim geçirmektedir. Bu değişim ise aynı zamanda insanı da değişime zorlamaktadır. İnsanın psikolojik bir insan oluşu kadar, sosyal bir insan oluşu yanında manevî/aşkın bir boyutu da taşıdığı bilinmektedir. Homo Economicus tanımı ise başlı başına insana yüklenen kötü bir betimleme olarak tarihe geçmektedir. Bu arada insana yönelik geliştirilen teknik boyutlar, insanı yeni bir merhaleye taşımaktadır. Homo Spains’ten Homo Deus’a yolculuk yapan insan, birden kendisini Transhüman ve Posthüman çağına atıvermektedir. Bu durum insanın sürekli kendisinden yabancılaşarak insanın aşağılıkların en aşağısına doğru bir seyrüsefere çıktığını göstermektedir. Zaten sanal gerçeklik ve bu sanal gerçekliğin insan için çizdiği yeni yaşam formu gerçek anlamıyla insanı kendi tahtından eden yeni bir bakışı açıkça öne çıkarmaktadır. İşte bu insanın düşüşüne hayır diyecek yeni bir arayışı dillendirme adına bir sayı hazırlama arzusu içimizi kapladı.
Farklı kalemlerden, farklı yazılarla insanın farklı boyutlarına çeşitli pencereler açma çabamızı okurken gözlemleyeceksiniz. Söyleşileri ise iki ayrı zeminden hareketle yaptık. Hem Mustafa Merter hoca ve hem de Nazife Şişman hanımefendi, insanı ele alma biçimiyle bir bütünlük arz ediyorlar. Keyifle okuyacağınızı düşünüyorum. Yazılarda ise insanın birçok farklı boyutunu ele alan kalemleri göreceksiniz. Bu vesile ile insana dair daha detaylı ve derinlikli bir bakışı sunmanın kıvancını yaşıyoruz. İnsanın beşeriyet boyutu ile kemalât boyutu arasındaki derin gerilimi ve buna dayalı, karakter yapısındaki değişimi anlamak için iyi bir sayı olmuştur.
İyi okumalar dilerim…

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
DOSYA
İki Kıyı Arasında...
Mehmet Kaman
Aydınlık Neslin Yol Haritası
Damla Mıdış
Annelerimizle Aydınlanalım
Hayrunnisa Duran
Cennetin Hasretiyle Yanan Kandiller
Şura Tosun
Umudu Filizlendirmek
Sinan Özyurt
RÖPÖRTAJLAR
Kur’ân’a, sünnete ve nebevî terbiyeye dönüş her dö...
Muhammed es-Sallâbî
Sirâcen Münîr; kendi karanlığını aydınlatarak başk...
Muhammed Emin Yıldırım
“Gönüllere dokunan davet, umudun ete, kemiğe bürün...
Mustafa Karaca
“Hakikat algısının aşınmasıyla çürüyen insan ve ...
Ahmet Mercan
“Reform edilmesi gereken bir şey varsa o da modern...
Recep Şentürk
SİRET-İ İNSAN
Savaşın Çocukları
Bahriye Kaman
Toplumun Kurucu Hücresi Olan Ailede Örneklik Vasfı...
Bahriye Kaman
Lider, Önder, Rehber!
Bahriye Kaman
Göçebe Ruhu
Bahriye Kaman
Nitelikler ve Roller
Bahriye Kaman
SİNEMA
Önce Karartma Sonra Aydınlanma: Sinema Ama Nasıl?...
Abdülhamit Güler
Sinema, İnsanoğlunun En Eski Umut Taşıma Aracıdır...
Abdülhamit Güler
Değişemeyen mi çürür, çürümek mi değişimdir?...
Abdülhamit Güler
Sinema Sanat Olmasaydı, Çoktan Bitmişti......
Abdülhamit Güler
Doğu Türkistan, Filistin ve Diğerleri: Sinemada Ek...
Abdülhamit Güler
GEZİ-YORUM
İslâm Rönesansı'nın Gözbebeği: Özbekistan...
Mikail Çolak
Turks ve Caicos Adaları
Mikail Çolak
Bir Mabedler Şehridir Ankara
Mikail Çolak
Doğunun Tüm Yolları Erzurum'dan Geçer...
Mikail Çolak
Mağrur Bir Tarih Ribatı Gibi Dimdik Ayaktadır Kâşg...
Mikail Çolak
SAHABİ BİYOGRAFİSİ
Dizleri Toprakla Buluşturan Acı: Hamne Bint Cahş...
Rumeysa Döğer
İyiye Talib Olmayı Öğreten Ümmü Büceyd...
Rumeysa Döğer
Dost Saliha Olandır
Rumeysa Döğer
Ya Hanzala Münafık Olmuş Olsaydı?...
Rumeysa Döğer
Leyla “A” dır
Rumeysa Döğer
NEBEVİ VARİSLER
İbn Haldun: Tecrübe ve Hikmet Derinliklerine Yolc...
Selcan Çakar
Abdülfettâh Ebû Gudde (1917–1997): Bir İlim ve Ahl...
Nazlı Çakar
Yahya İbrahim Hasan Sinvar: Filistin Davasının Bir...
Selcan Çakar
Ubey b. Kâ'b: Allah’ın Seçtiği Muallim...
Damla Mıdış
Ümmü Seleme
Hayrunnisa Duran
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x