Menü
Şeyma Üzüm
Şeyma Üzüm
Emanet Olan Cevher: SAĞLIK
Eylül 25, 2023
Yazarın Tüm Yazıları

21. Yüzyıl’da yaşanan gündemler sürekli değişmektedir ancak tek bir gündem vardır ki o da devamlı olarak hep zirvede olan sağlıktır. Sağlık konusu geniş yelpazeli alandır. Bunun altına bedensel sağlık, ruhsal sağlık, iletişim de sağlık, vb. çok fazla başlık açabiliriz. Ancak günümüzde sosyal medyada sağlıkla ilgili çok fazla yazılıp çizilmektedir. Bu yazılıp çizilen konulardan bazılarıysa şunları içermektedir; kişinin ne kadar uyuması gerektiği, vücut kitlesi fazla ve az olan bireylerin ne kadar yemesi gerektiği, diyet listeleri, detox suları ve bazı fiziksel ağır egzersizler. Bu tarz içerikler ve daha niceleri herkesin günde en az bir kere maruz kaldığı şeyler oluyor. İnsanlar için ne kadar faydalı gibi görünse de bu tarz paylaşımlar genel olarak insanı sağlık adı altında sağlıksız bir yaşama sürükleyebiliyor hatta ciddi sağlık problemlerine bile büyük oranda sebep olabiliyor.

Öncelikle, bu tarz yararlı gözüken paylaşımların zararlı olmasının temel sebebi yetkin olmayan insanların sosyal medyada sadece kendi tecrübelerine dayanarak bunu işin ehliymiş gibi aktarmaları hatta yol göstermeleridir. Sosyal medyada artan ‘kilo problemleri’ penceresine baktığımızda da işlerin karıştığını görmekteyiz. Artan şok diyet listeleri paylaşımı, beş günde üç kilo verme üzerine gönderiler ya da on günde göbek erittiren inanılmaz diyet ve daha niceleri. Bu tarz diyetler günümüzde en çok rağbet gören paylaşımlar olmaktadır. Bu paylaşımların temelde açtıkları iki sorun olduğunu görmekteyiz; ilki ideal beden ya da kilo algısı, diğeri ise psikolojik sıkıntılardır. Sık sık gördüğümüz şu kiloya ulaşmak için yaptığım diyet, işte şu bedene inmek için uyguladığım liste gibi paylaşımlar genel kitlede bir mükemmellik algısı yaratıyor ve bunun sonucu olarak insanlarda, özellikle genç nesilde; yeme bozukluğu, anksiyete, depresyon ve sosyal fobi gibi psikolojik sıkıntıların artmasına sebep olurken yapılan yanlış yönlendirmeler sonucu daha birçok sağlık problemlerini de kapı açıyor. Örneğin, sosyal medyada yapılan bir diyet sonucu bozulan kan değerleri, idealin üzerinde içilen sudan kaynaklı böbrek rahatsızlıkları, aşırı kısıtlamadan kaynaklı mide rahatsızlıkları, yapılan şok diyetlerden kaynaklı hızlı kilo artışı ya da vücutta sarkıntılar olması gibi sonuçlar ve daha niceleri.

Sorunların bir diğeri de şu ki bu yönlendirmeleri yapan kişilerin, yapılan eleştirilere yaptığı negatif dönütlerdir. ‘Kimseyi zorlamıyorum’ diye yapılan dönütlerle insanların sağlıklarının söz konusu olduğu gerçeğinin farkında olunmamasıdır. Bu paylaşımları yapan kişilerin en temel kaynakları genelde kendi tecrübeleri olduğu için uzman edasıyla paylaşmaları da en büyük etkilerinden biridir. Bu paylaşımların yanında işin ehli olup insanlar üzerinde pozitif etkisi olan gönderiler de elbet vardır ancak hitap edilen kitlenin de tercihlerinin etkisiyle ne yazık ki asıl gündem negatif etkili olanlar oluyor. Bu yüzden yapılan eleştirileri sadece yanlış gönderilere değil, bu gönderileri tercih edenlere de yapmak gerekir. Peki bu gönderilere uyan insanların hataları neler ki bu yolları tercih ediyorlar. Enbiya suresi 37. ayette “İnsan (öyle acelecidir ki sanki) aceleden yaratıldı.” diyerek Rabbimiz insan denilen varlığın zaafını bize direkt olarak söylemiş oldu. İnsanın içsel motivasyonlarından biri olan yapılan işte hemen sonuç görme isteğinden kaynaklı, genel sosyal medya kitlesinin bu tarz gönderilere kaydıklarını görmekteyiz. Ancak unutulan bir nokta ise insanların nasıl şu an ki halde olmaları belli bir süre aldıysa aynı şekilde değişim ve dönüşüm süreçleri de belli bir süre almaktadır. Hızlı dönüşümlerin en büyük sorunu: örneğin, verilen hızlı kiloların ardından daha hızlı ve fazla kilo almaktır. Diğer bir yanı ise muhatap kitlenin bedenini bilmemesidir. İşin ehli olmadan uygulanmaya kalkılan bu tarz girişimlerin sürecinde bendenin nasıl dinleneceğini bilmemek ve verdiği bazı tepkileri anlamamak. Bunun sonucu da daha büyük sağlık problemleri.

Bu noktada, “Neden tecrübelerle edinilmiş bu gönderiler sağlığa zararlı olabiliyor?” sorusu ile karşılaşıyoruz. Şöyle ki her insan sadece iç dinamiği olarak farklı olduğu gibi bedeninin işleyişi de farklıdır. Birey olarak yapılması gereken kendi vücudunu tanımak olmalıdır. Genel olarak insan fizyolojisini bilmeli. Örneğin, lifli gıdaların bağırsağa iyi gelmesi gibi ancak kişi bunu sosyal medya yönlendirmesi ile belirli besinlerle değil kendi vücudunun dilini dinleyerek tercihlerini yapabilir. Sadece tek çeşit sağlık yoktur. Tek sağlıklı besin yulaf değildir. Rabbimizin yarattığı onca çeşitli besin kaynakları arasından her kişinin yararlanabileceği çeşitler mevcuttur sadece bunları fark etmek önemli bir husustur. Kişi bir yerde bir problem yaşadığı zaman ve özellikle bu sorunların çözümünü kendinde bulamadığı anlarda işin uzmanına başvurması gerekir. Bu problemler psikolojik olur, kilo problemi olur veya farklı sağlık problemleri olabilir. Bunların çözümlerini tecrübeli olarak görünen kişilerden tedavi istememek olmalıdır. Tavsiye ile tedaviyi karıştırmamak gerekmektedir. Tekrardan kilo problemi üzerinden örnek vermek gerekirse, etrafta ya da sosyal medyada görülen kilo vermiş kişilerden etkilenip onların yaptığını yapmak kolay iştir ancak bu yöntemler bazı insanlarda işe yaramaz. Çünkü arkasında fark edilmeyen sağlık problemi olabilir. Örneğin, kadınlarda görülen polikistik over sendromu, tiroid bezlerinde görülen sorunlar, şeker hastalığı, uyku apnesi ve psikolojik sorunlar yaşayan insanlar ehil olmayan kişilerden aldıkları diyet listeleri onlarda etki göstermez. Bu gibi durumlar diğer sağlık problemlerinde de görünmektedir çünkü herkesin yaşadığı sağlık problemlerinin ardındaki sebepler bir olmayabilir.

Bilinçli bir Müslümanın yapması gerekenlere gelince, çözümü çok uzakta aramaması gerekir. Resûlullah’ın (sas), ayak izlerini izlediğinde ondan alacağı mesajlarla bu konuda yapması gerekeni kolaylıkla bulacaktır. Onun ve sahâbe efendilerimizin hayat nizamlarına dair verdiği öğütlerin her birinin kişiye özgü olduğunu görüyoruz. Aynı olayın farklı kişilerde farklı şekilde çözümlediğini görüyoruz. Yine aynı şekilde mesele kişinin sağlığı olduğunda da sadece gündelik hayatını küçük etkileyen problemlerden bahsedilmiş gibi duruyor çünkü devamlı elimizde bir gönderide ya da devamlı dilimizde olduğu için. Ancak ‘sağlık problemi’ denilen olgunun da böyle küçük görülen şeylerle başladığını ya da ‘sağlıklı birey’ olgusunun da doğru küçük davranışlarla kazanıldığını veya korunduğunu görmekteyiz. Bu yüzden herkes kendini sadece toplumun verdiği mükemmellik algısına göre değil kendi beden algısına göre hareket ettirmeli ve psikolojik/beden sağlığını buna göre korumalıdır.

Resûlullah’ın (sas), hayatındaki sağlık alanıyla alakalı örnekliklere baktığımızda kendisinin öncelediği sağlıklı hayatın temelinin ‘sağlığı kaybetmeden sağlıklı kalmak’ olduğunu görüyoruz. Günümüzde de işin ehli olan insanların söylediklerine baktığımız zaman, onların tavsiyelerinin de erken yaşlardan itibaren sağlığın koruması gerektiğini söylüyor olmaları ve sağlık problemlerinde düşen yaş oranının en azından daha geç yaşlara ertelenmesini istiyor olmalarıdır. Burada da sağlıklı bir Müslümanın görmesi gereken tablo hem dini değerlerinin hem de yaşadığı zemindeki ehil kişilerin tavsiyelerinin paralel olduğudur. Peygamberimiz’in (sas), sağlığı korumak ve bedenini tanımak ile ilgili en önemli hadisi de şudur; Mide vücudun sarnıcıdır (deposu) ve damarlar onun içine dalarlar. Eğer mide sıhhatli ise damarlar da sıhhatlidirler. Eğer mide kötü durumda ise o zaman hastalanırlar.”[1] Kişi bedenine sadece makine gibi bakmamalıdır. Bedenini adeta Rabbinin emaneti ve sadece kendine özgü bir cevher olarak bakmalıdır. En temel sağlık problemlerinin de temel sebebi insanların bu aşamadaki noksanlıklarıdır.

Tanınmayan cevher değerini bulamaz. Her Müslüman kendi vücudunun yolculuğunu bilmelidir. Her bir organının temel işlevlerini, nasıl çalıştığını ve nasıl tepkiler vereceğini. Bu bilgiler ışığında vücudunun tecrübe ile edindiği, kendine has bilgileri de fark etmeli ve ona göre hareket etmelidir. En önemli husus ise dışarıdan alınan bilgilerin ehil kişilerden alınıyor olmasıdır ya da gerektiğinde doktor/diyetisyen gibi işin ehilleriyle iş birliği yapmaktan çekinilmemesidir. Her insanın dünyada gerçekleştireceği kulluk görevleri vardır ancak bu emelleri yerine getirebilmek için tek emanet olan ruhu ve bedeni vardır. Bunlara nasıl davranması ve koruması gerektiğini, artık kişinin kendisinin görüyor ve biliyor olması gerekir.


[1] Taberânî, Mu’cemü’l-vasfi, 3/26.

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
DOSYA
İlkeli Yönetim
Ramazan Kayan
Kudüs’te Bir Eşraf Ailesi: el-Hüseynîler...
Sezai Balcı
Gazze: Direniş ve Diriliş Mektebi...
Abdullah Yıldız
Zafer Vadedilen Kur’ân (Tufan) Nesli...
Recep Songül
Filistin Direnişi Bize Ne Anlatıyor?...
Aydın Ünal
RÖPÖRTAJLAR
“Gazze’de yaşananlar, Batı’nın dünya kamuoyundan, ...
Derda Küçükalp
"Filistin davası, Filistinlilerin ya da Arapların ...
Abdurrahman Arslan
“Dünyaların değiştiremediği insanlar ancak dünyala...
Muhammed Emin Yıldırım
“Müslümanın dünyayla ilişkisi tedbir ve temkin ili...
Kasım Küçükalp
... her nimetin bir külfeti var. Gülü seven dikeni...
Ali Osman Öncel
SİRET-İ İNSAN
Savaşın Çocukları
Bahriye Kaman
Toplumun Kurucu Hücresi Olan Ailede Örneklik Vasfı...
Bahriye Kaman
Lider, Önder, Rehber!
Bahriye Kaman
Göçebe Ruhu
Bahriye Kaman
Nitelikler ve Roller
Bahriye Kaman
SİNEMA
Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak. Ama!...
Abdülhamit Güler
Bu Film, Böyle Devam Edemez!
Abdülhamit Güler
Göstermenin Mesuliyetinde Sinemanın Örnekliği...
Abdülhamit Güler
Perdedeki Kimin Afeti, Felaketi, Kıyameti!...
Abdülhamit Güler
Türk Sinemasında Neden Hz. Muhammed (sas) Filmi Yo...
Abdülhamit Güler
GEZİ-YORUM
Prizren’de Osmanlı Evladı Olmak
Mikail Çolak
Vakur ve Mahzun Bir Efsanedir: Kudüs...
Mikail Çolak
Habib-i Neccâr’ın Gözyaşları
Mikail Çolak
Avrupa’nın Ortasında Var Edilen Güçlü Bir İnanç İk...
Mikail Çolak
İnsan Göç Eyler
Mikail Çolak
SAHABİ BİYOGRAFİSİ
F Tipi Dünya
Rumeysa Döğer
Afrâ bint Ubeyd Yüzlü Kadınların Zamanından…...
Rumeysa Döğer
Bütün Şehit Annelerine: Sümeyra Bint Ubeyd Teselli...
Rumeysa Döğer
Ensârî Bir Muhacir: Zekvân b. Abdükays...
Miraç Okutan
İki Hicret Sahibi: Ca’fer b. Ebû Tâlib...
Miraç Okutan
NEBEVİ VARİSLER
Mücâhid b. Cebr
Damla Mıdış
Takvâ Sahiplerinin Öncüsü Hasan Basrî...
Beyza Durna
Ca'fer b. Ebû Talib
Zeynep Simit
Süleyman b. Yesâr
Ruveyda Büyükkendirci
Ömer b. Abdülaziz
Kevser Özdağ
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x