Menü

605 yılında Müreysi’de dünyaya gelen[1]Cüveyriye validemiz, Huzâa kabilesinin BenîMustalik kolunun lideri, Haris b. Dırar’ın kızıdır.[2]Huzâa kabilesi, Arabistan’ın en güçlükabilelerinden biridir.[3]Cüveyriye validemizde bu güçlü kabilenin asil ve itibar sahibi bir ailesine mensuptur. Arap toplumunda kadınlar, hürler ve cariyeler olarak iki sınıfa ayrılmaktadır. Cariyelerin toplumda hiçbir önemi ve vasfı yokken,alt tabakadan olan hür hanımlarda toplumda önemli bir role sahip değildir. Ancak; asaletli bir soydan gelmek ve atalarının, kavmi içerisinde söz sahibi olması hür kadınları toplumda itibarlı hale getirmektedir. Kavmi içerisinde ailesinin sözü dinlenen Cüveyriye validemiz de itibar sahibi ve asil bir hanım olarak yetişmiştir.

Cariyelikten “Müminlerin Annesi”ne giden yol

Evlilik çağı geldiğinde amcasının oğlu Musafi b. Safvanile evlenmiş, evlilikleri BenîMustalik gazvesinde eşi ölünceye kadar sürmüştür. Benî Mustalik gazvesinde eşini kaybeden ve esir düşen annemize, Allah teselliyi, daha büyük hayırlar bahşederek göndermiş, hem kendisini hem de kavmini hidayete ulaştırmayı nasip etmiştir. Hayatlarında dönüm noktasıolan gazveşöyle gerçekleşir:

Beni Mustalik kabilesi Hendek Savaşı ile hemen hemen aynı zamanlarda İslam’a karşı savaş hazırlıklarına başlar.Bu durumu haber alan Hz. Peygamber, onlara hiç beklemedikleri bir sefer düzenlemiş ve bu seferin neticesinde çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan yüzlerce esir ele geçirilmiştir. Köleliği hiç sevmemesine rağmen Resûlullah(sas) bölgenin örf ve adetlerine uyarak,sefere katılmış askerlere, harp esirlerini ganimet olarak dağıtmayı kabul etmiştir.[4] Bu savaşta Cüveyriye validemiz de esir düşmüştür.  Bu esaretin nasıl olduğunu Aîşe validemiz şöyle anlatır; “Resûlullah(sas) BenîMustalik esirlerini taksim ederken Cüveyriyebint Haris, Sabit b. Kays’ın ve onun amcasının oğlunun payına düştü. Kendi kurtuluşu için onunla mükatebe* yaptı. Çok tatlı ve güzel bir kadındı. Onu gören herkes ondan etkileniyordu.

Hz. Peygamber savaş bittikten ve esirler dağıtıldıktan bir müddet sonra ashâbı ile birlikteyken Hz. Cüveyriye, Resûlullah’ın(sas) yanına geldi ve kendi mükâtebesi için ondan yardım istedi.Hz. Aîşe diyor ki:“Vallahi onu odamın kapısında görür görmez onun içeri girmesini istemedim ve kendi kendime dedim ki benim onda gördüğüm bu güzelliği Resûlullah da(sav) görecek.” Hz. Cüveyriye, Peygamber Efendimiz’in(sas) yanına gelince şöyle dedi: “Ey Allah’ın elçisi! Ben kavmimin efendisi Haris’in kızı Cüveyriye’yim. Senin de bildiğin üzere ben de esir edildim ve paylaşım sırasında Sabit b. Kays’ın ve onun amcasının oğlunun payına düştüm. Sabit b. Kays benim gücümün yetmediği, bir meblağla benimle mükatebe yaptı. Onun beni böyle zorlaması üzerine senden bana yardım için ricaya geldim. Allah’ın salatı senin üzerine olsun. Bana mükatebemde yardım et.” Resulullah (sas) Hz. Cüveyriye’ye: “Bundan daha hayırlısını ister misin?” diye sordu. Hz. Cüveyriye,“O nedir? Ey Allah’ın elçisi!” diye sorunca Hz. Peygamber(sas) “Senin ödemen gerekeni ben ödeyeyimve bundan sonra da seninle evleneyim.” dedi. Hz. Cüveyriyede “Olur Ey Allah’ın elçisi!” deyince Hz. Peygamber(sas) “Tamam ben de kabul ettim.”dedi.[5]

Resûlullah bunun üzerine birini Sabit b. Kays’a gönderdi ve Cüveyriye validemizi ondan istedi. Sabit b. Kays: “Anam babam sana feda olsun Ya Resûllullah! O senindir.” Dedi.Efendimiz Hz. Cüveyriye’ninmükâtebesini ödedi, onu azat etti sonra onunla evlendi.[6]

İmanlara vesile bir izdivac

Cüveyriye validemiz Hz. Peygamber ile evlendiğinde 24[7] yaşındaydı. Bu evliliğin haberi ashâba ulaşınca esirlerin hepsinin Hz. Peygamber’in akrabası olduğunu söylediler ve Resûlullah’ın akrabalarının esir olamayacağı gerekçesiyle ellerindeki bütün esirleri azat ettiler.[8]

Cüveyriyevalidemizle Efendimiz’in kutlu evliliği bu vesileyle gerçekleşmiş ve annemiz esaretten kurtularak müminlerin annesi vasfına ulaşmıştır.  Efendimiz Cüveyriye validemiz hakkında şöyle buyurur:“Kendi kavmi içinde Cüveyriye’den daha hayırlı bir hanım yoktur. Çünkü o, kavmini esaretten kurtardığı gibi diğerlerinin Müslüman olmasına da vesile olmuştur.”[9]

Biliyoruz ki, Hz. Peygamber’in yaptığı her evliliğin ardında bir hikmet gizlidir. Bu kutlu evlilik neticesinde de düşmanlık beslenen ve savaşılan kabileyle akrabalık bağları kurulmuş, kabile liderinin kızıyla evlenilerek bu düşmanlık ortadan kaldırılmıştır. Kurulan akrabalık ilişkisi her iki taraf içinde hayırla sonuçlanmış,BenîMustalik kabilesi esaretten ve köle olmaktan kurtulurken, Ashâb-ı Kiram köle ve ganimet sahibi olmak yerine Müslüman kardeşler kazanmıştır. Her yönden birçok hayrı beraberinde getiren bu evlilikle Cüveyriye validemiz, Hz. Peygamber’in yedinci hanımı olarak hane-i saâdetteki yerini almıştır.

Çok eşliliğin bir sonucu olarak annelerimiz arasında zaman zaman bazı tatsızlıklar baş göstermektedir. Cüveyriye validemiz bu tatsızlıkların hiç birinde taraf olmamıştır. Bir gün annelerimiz kıskançlık duygusuyla onun kalbine ağır gelen şu cümleyi kurmuşlardır:

“Resûlullah seninle evlenmedi.” Yani sen onun cariyesisin, seni cariye olarak aldı diyerek ona üstünlük kurmaya çalışmışlardır.Cüveyriye validemiz Hz. Peygambere hanımların bana böyle söylüyor diyerek olanları anlatınca, Efendimiz “Senin mehrini arttırmadım mı? Senin kavminden kırk kişiyi azat etmedim mi?”[10]buyurarak onun cariyesi değil eşi olduğunu söylemiştir. Annelerimizin hanımlık fıtratıyla sahip olduğu kıskançlık duygularını anlatan birçok rivayet bulunmaktadır. Cüveyriyevalidemizse kıskançlık duygusundan uzaklığı, vakarı, ibadete düşkünlüğü, cömertliği ve kanaatkârlığı ile tanınan bir annemizdir.

Annemiz;  takva sahibi, çokça namaz kılan, Allah’ı çokcazikreden ve çokça infak eden bir hanımdır. Rivayet ettiği hadislerde Cüveyriye validemizin kişiliği hakkında bize ipuçları vermektedir. Çoğunlukla takvayı öğütleyen hadisleri rivayet etmiş ve onlara uygun bir hayat yaşamıştır. Kendisinden bizlere7 adet hadis ulaşmıştır.Hz. Peygamber’in vefatının ardından gerçekleşen siyasi olaylara müdahil olmamış,nafile ibadetler ve hayırseverlikle geçen bir ömrün sahibi olmuştur.

Hz. Peygamber ile annemizin evliliği 4 yıl sürer, Efendimiz vefat ettiğinde, henüz 28 yaşındadır. İslâmla müşerref olduktan sonra hayatı boyunca müminlerin annesi olarak ümmete örneklik ve önderlik yapmıştır. Nasıl takvalı yaşanır? Sorusunun cevabı olan hayatı ile 65 yaşında Medine’de vefat eden annemiz, Bakî’Kabristanlığı’na diğer annelerimizin yanına defnedilmiştir.


[1] Muhammed Emin Yıldırım,Hz. Peygamber’in(sas) Albümü,s.114.

[2]İbnSa’d, Tabakât, II, 116.

[3]Hamidullah,İslâm Peygamberi, I,378.

[4]Hamidullah,II,567.

*Kölenin hürriyetine kavuşmak için efendisiyle anlaşma yapması anlamında kullanılan fıkıh terimi.

[5]İbn İshak,es-Sîre, s.284-443; Vakıdî,Meğazî, I, 411.

[6]Vakıdî,I,411.

[7]Yıldırım, s.114.

[8]İbn İshak, s.284 ,443.

[9]İbn Hacer,el-İsabe, IV, s.2460-2461.

[10]İbnSa’d, II,117; Belâzürî, II,579.

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x