Menü
Kasım Küçükalp
Kasım Küçükalp
Modern Düşüncede Kavramsal Olarak Öteki
Eylül 25, 2023
Yazarın Tüm Yazıları

Felsefede ve çağdaş sosyal bilimler literatüründe “öteki” veya “başkalık” kavramının, çeşitli epistemik, politik ve ahlâkî söylem pratikleri içerisinde iktidar konumundan dışlanmış olanları, liberal hümanist özne anlayışının kurbanlarını, entelektüel ilginin dışına atılanları, politik hakları boşverilmiş veya silinmiş olanları nitelendirmek için kullanıma sokulduğunu söylemek mümkündür.[1] Batı toplumlarındaki kültürel ve düşünsel standardizasyonla ilgili olan bu kavram, birtakım dikotomiler yoluyla bazı grup, inanç sistemi ve dünya görüşlerinin kendilerine özgü bir kimliğe sahip olduğu fikrini baskılayacak şekilde, düzenli ve sistematik bir dışlanmaya maruz bırakıldığı fikriyle yakından bir bağlantı içerisindedir. Buna göre Batı kültüründeki homojenleştirme eğilimi, ötekilik ve farka karşı belirgin bir güvensizliği ihsas ettirdiği gibi, ötekilik ve farka yönelik şiddeti de meşrulaştıran bir mahiyet arz etmektedir.[2]

Modern düşüncede kavramsal olarak “öteki” kavrayışının mahiyetini anlamak bakımından modern rasyonalizm, hümanizm ve bilimselci dünya görüşüyle birlikte ortaya çıkan nesnellik kaygısının vücuda getirmiş olduğu epistemik kesinlik fikrinin son derece etkili ve meşrulaştırıcı bir zemin teşkil ettiğini söylemek mümkündür. Buna göre hakikatin adeta beşerî öznenin insafına terk edildiği hâkim Batı düşüncesi geleneğinde, varlık ve hakikat de beşerî epistemik pratik tarafından inşa edilen bir mahiyette olmak durumundadır. Dolayısıyla varlık ve hakikatin sınırı, insanın epistemik kaygılarla gerçekleştirdiği düşünce, başka bir deyişle, beşerî idrak sınırı ile belirlenecektir. Böyle bir sınırlandırıcı düşünme mantığı içerisinde teşekkül eden felsefe, kendine özgü bir soru sorma tarzı içerisinde olmuştur. Öz’ün soruşturulduğu söz konusu soru formu “Bu nedir?” olup, felsefe, bu soru yoluyla tarih dışı, ezelî ve ebedî bir doğru veya hakiki bilgi elde etme amacında olmuştur. Söz konusu doğru ve hakiki bilgi, rasyonel bir metodoloji takip etmek suretiyle elde edilen akla dayalı bilgi anlamında, episteme olarak adlandırılır ve her episteme iddiası, beraberinde güç ilişkilerine bağlı bir meşruiyet mantığını barındırır. Tam da bu nedenle, felsefede ortaya koyulan epistemik hakikat iddiaları, metafiziksel şiddeti de içermekte olup, varlıkların özleri ile rasyonel bir dile tercüme edilebilirliği iddiası, soruşturma konusu kılınan varlığı başka türlü olma imkânından mahrum eden ve onu özü itibariyle yeniden inşa eden epistemolojik bir söylem pratiği ile meşruiyet kazanır. Bundan dolayı metafiziğe ait düşünce tarzlarınca ortaya konulan bütün düalist ayırımlar, taraflardan biri lehine diğerinin ikincil veya türevsel kılınmak suretiyle değer kaybına uğratıldığı şiddet formlarına veya şiddeti meşrulaştıran formlara da karşılık…

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
DOSYA
İki Kıyı Arasında...
Mehmet Kaman
Aydınlık Neslin Yol Haritası
Damla Mıdış
Annelerimizle Aydınlanalım
Hayrunnisa Duran
Cennetin Hasretiyle Yanan Kandiller
Şura Tosun
Umudu Filizlendirmek
Sinan Özyurt
RÖPÖRTAJLAR
Kur’ân’a, sünnete ve nebevî terbiyeye dönüş her dö...
Muhammed es-Sallâbî
Sirâcen Münîr; kendi karanlığını aydınlatarak başk...
Muhammed Emin Yıldırım
“Gönüllere dokunan davet, umudun ete, kemiğe bürün...
Mustafa Karaca
“Hakikat algısının aşınmasıyla çürüyen insan ve ...
Ahmet Mercan
“Reform edilmesi gereken bir şey varsa o da modern...
Recep Şentürk
SİRET-İ İNSAN
Savaşın Çocukları
Bahriye Kaman
Toplumun Kurucu Hücresi Olan Ailede Örneklik Vasfı...
Bahriye Kaman
Lider, Önder, Rehber!
Bahriye Kaman
Göçebe Ruhu
Bahriye Kaman
Nitelikler ve Roller
Bahriye Kaman
SİNEMA
Önce Karartma Sonra Aydınlanma: Sinema Ama Nasıl?...
Abdülhamit Güler
Sinema, İnsanoğlunun En Eski Umut Taşıma Aracıdır...
Abdülhamit Güler
Değişemeyen mi çürür, çürümek mi değişimdir?...
Abdülhamit Güler
Sinema Sanat Olmasaydı, Çoktan Bitmişti......
Abdülhamit Güler
Doğu Türkistan, Filistin ve Diğerleri: Sinemada Ek...
Abdülhamit Güler
GEZİ-YORUM
İslâm Rönesansı'nın Gözbebeği: Özbekistan...
Mikail Çolak
Turks ve Caicos Adaları
Mikail Çolak
Bir Mabedler Şehridir Ankara
Mikail Çolak
Doğunun Tüm Yolları Erzurum'dan Geçer...
Mikail Çolak
Mağrur Bir Tarih Ribatı Gibi Dimdik Ayaktadır Kâşg...
Mikail Çolak
SAHABİ BİYOGRAFİSİ
Dizleri Toprakla Buluşturan Acı: Hamne Bint Cahş...
Rumeysa Döğer
İyiye Talib Olmayı Öğreten Ümmü Büceyd...
Rumeysa Döğer
Dost Saliha Olandır
Rumeysa Döğer
Ya Hanzala Münafık Olmuş Olsaydı?...
Rumeysa Döğer
Leyla “A” dır
Rumeysa Döğer
NEBEVİ VARİSLER
İbn Haldun: Tecrübe ve Hikmet Derinliklerine Yolc...
Selcan Çakar
Abdülfettâh Ebû Gudde (1917–1997): Bir İlim ve Ahl...
Nazlı Çakar
Yahya İbrahim Hasan Sinvar: Filistin Davasının Bir...
Selcan Çakar
Ubey b. Kâ'b: Allah’ın Seçtiği Muallim...
Damla Mıdış
Ümmü Seleme
Hayrunnisa Duran
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x