Menü

MODERNİZM/POSTMODERNİZM VE YABANCILAŞMA

İsmail ÖZ

Sosyolog-Tarihçi

Batı zihninin çocuğu oldukları konusunda -Doğulu ya da Batılı- neredeyse hiçbir entelektüelin ihtilafa düşmediği modern ve post-modern kavramları üzerinden, meydana gelen bir yabancılaşmayı irdelemek, yatay ve dikey düzlemde çok derin mülahazalar gerektiriyor; kuşkusuz. Ne yazık ki bu yazının hacmi ve yayın konsepti bize bu denli bir derinliğe inme fırsatı veremeyecek; lakin el verdiği ölçüde de söylemesi gerekeni söyleme gayreti içerisinde olacaktır.

Tarihte, sebep-sonuç ilişkisi kurmak, olaylara bilimsel bir perspektif kazandırmak bakımından son derece önemlidir. Bu sebeple moderniteyi de bu terazide tartmak zorunluluğu vardır. Geçmişten bugüne bütün olayların bir süreklilik içerisinde geldiğini/geliştiğini iddia etmeden, bir hakki teslim edebiliriz: Süreklilik arz eden olaylar silsilesi de vardır; en azından uzun ya da kısa sürelerle. Bu zeminden hareketle moderniteyi de Batı’nın başta dinî, siyasî, iktisadî olmak üzere pek çok toplumsal hareket biçimini şekillendiren ve 16. yüzyılda Martin Luther’in öncülüğünü yaptığı Hristiyanlıktaki sekülerleşmeye kadar götürmenin yanlış olmayacağı kanaatindeyim. Geçmişi bir domino sahasına benzettiğinizde, onun bir bölgesinde ya da bir döneminde meydana gelen bir tetikleme -ilk bakışta açık ve net olarak göremesek de- daha sonrakileri dönüştürerek etkiler ve kendi dokusunu onlara aktarır. Bu harekete, her dönem kendi rengini, dokusunu eklediği için biz de yaşananların sadece kendisiyle ilgili olduğunu düşünürüz hep. Bu noktada Fransız sosyolog Marcel Mauss’un; “Bugünün icatları ne kadar sıra dışı olarak karşımıza çıkarsa çıksın içleri geçmişle doludur” sözünü hatırlamak, geçmişin inkârı mümkün olmayan gücüne…

0 0 Yorumlar
Puan
Bildir
guest

0 Yorum
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Scroll Up
0
Düşüncelerinizi çok isterim, lütfen yorum yapın.x